Bu çalışma, ekspresyonist sanat anlayışı kapsamında dramatik öğelerin figüratif anlatım üzerindeki belirleyici etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. 1911 yılında Almanya’da kavramsallaşan ve Batı sanatında bireyin iç dünyasını merkeze alan ekspresyonizm, biçimsel bozulmalar, yoğun renk kullanımı ve güçlü anlatım dili aracılığıyla sanatçıların duygusal, ruhsal ve toplumsal kaygılarını görünür kılan bir sanat yaklaşımı olarak öne çıkmıştır. Araştırma, 1950 sonrası Türk resim sanatında dışavurumcu eğilimlerin figüratif eserlerde nasıl biçimlendiğini ve dramatik anlatımla nasıl bütünleştiğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda figüratif ögelerin, dramatik kompozisyon anlayışıyla bir araya gelerek oluşturduğu estetik ve anlatımsal etki değerlendirilmektedir. Çalışma kapsamında, dışavurumcu üslup özellikleri taşıyan figüratif eserler eser analizi yöntemiyle incelenmiş; Edvard Munch, James Ensor, Vincent van Gogh ve Oskar Kokoschka’nın yanı sıra, Türk resim sanatında figüratif dışavurumcu yaklaşımı benimseyen Neş’e Erdok, Neşet Günal, Komet, Mustafa Esirkuş ve Aydın Ayan’ın seçili yapıtları araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Sanatçıların seçiminde, duygusal yoğunluk, dramatik anlatım ve figüratif ifade gücü temel ölçütler olarak belirlenmiştir. Genel tarama modeli esas alınarak yürütülen bu araştırmada, nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ekspresyonizm, Figüratif Resim, Dram, Dışavurumcu Anlatım, Türk Resim Sanatı, Duygusal
|